Dikey Bahçe
Dikey Bahçe

Dikey Bahçe

DİKEY BAHÇE / YEŞİL DUVAR SİSTEMLERİ

Yaşayan yeşil duvarlar dünyada geleneksel bahçe tasarımlarının tersine dikey platformlarda bitki yetiştirme fikriyle ilk olarak 1930’lu yılların başlarında başlamıştır. Dikey bitki panellerine dikilen bitkilerin güzelliğiyle dikey bahçeler mimarinin bir çok alanında yıllar boyu kendini göstermeye devam etmiştir.

Bu süreç günümüzde tasarım ödülleri kazanmak için çalışan mimarlık şirketlerinin gösterdiği çabadan daha fazla bir anlam ifade eder bir duruma kadar ulaşmıştır.

Bu yazımızda dikey bahçelerin görsel beğeni dışında doğamız içinde ne kadar önemli olduğu konusunda fikirlerimizi paylaşacağız.

Sürdürülebilir mimaride bir devrim niteliğinde olan yeşil duvar sistemleri aslında sarmaşık gibi tırmanıcı bitkilerden ilham alınarak tasarlanmıştır. Bu fikirle yola çıkan Stanley Hart White bu sistemi ilk olarak 1938 yılında patentlemiştir. Daha sonra bir çok botanik bilimci sayesinde bu sistem günümüze kadar bir çok özel uygulama ile varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

Ama burada değinilmesi gereken en önemli husus; dikey bahçelerin görsel güzelliğinin arkasında unutulan ekolojik yararları…

Sanayi devriminden günümüze süre gelen modern gelişmeler, betonarme yığınına dönüşen şehir yaşamı ve her geçen gün günlük olağan tüketim süreçleriyle artan hava kirliliği; insan yaşamını olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Kentsel mimaride yeşil alanların öneminden uzak yapılan projeler ve binalar sayesinde yaşadığımız kentler betonarme yığınına dönüşmüştür. Buna eklenen taşıtların ve enerji tüketimlerinin ortaya çıkardığı CO2 gaz salınımlarıyla bu tablo gittikçe kötüleşmiştir. Orman arazilerinin adeta doğadan sökülerek alınıp beton yığınlarına dönüşme süreci bir çok 2. ve 3. sınıf dünya ülkelerinde hala devam etmektedir.

Peki yaşayan yeşil duvarlar bu süreci nasıl değiştirebilir?

Çocukluğumuzda bize basit bir anlatımla bitkilerin doğal olarak karbondioksidi bünyesine çekerek oksijen ürettiği öğretildi. Bununla birlikte yeşil dokunun zararlı gazları emerek ve aynı zamanda temizleyerek çevrelerindeki havayı filtreledikleri konusu da bir çok kez büyüklerimiz tarafından bizlere ifade edilmiştir. Ancak günümüzde metropollerde yaşanan bu hava kirliliğini engelleyecek ne yeteri kadar önlem alınmış ne de çevremizde yeteri kadar yeşil alan olduğu hepimiz için aşikardır. Bu duruma kenstel planlamada varlığını bir türlü hissedemediğimiz çevre duyarlılğını da eklersek ortaya vahim bir tablonun çıktığı çok açıktır.

Bu sebeple dikey bahçeler bu noktada çok önemli bir misyonu devralabilir düşüncersindeyiz.

Kenstel mimaride büyük binalar arasındaki boşluklarda ve metrelerce yükselen bina duvarlarında hava kalitesini iyileştirmek için yeşil altyapının etkinliğine yönelik, yakın tarihli bir çok araştırma, yaşayan yeşil duvarların ortam klimasına olumlu katkıları olabileceğini gösterdi. Bu boşluklar, azot dioksit ve partiküler maddeler gibi zararlı gazların yoğun olarak bulunduğu ancak canlı yeşil duvarların bu oranı %40 - %60 oranları arasında temizleyebileceği hususu bir çok araştırmacı tarafından bilimsel  çalışmalar ile kamu oyuna sunuldu.

Bu tablo maalesef sadece dış mekan için geçerli değil. Binalar, ofisler gibi alanlarda bizi sessizce boğmakta olan mobilyalar kadar ortamda görünmeyen toksik dumanları da insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu konuda kapalı alanlarda bulunan bitkilerin ortam hava kalitesini düzenleyebileceği ve bununla birlikte yeşil duvar sistemlerinin iç mekanlara taşınarak bu etkiyi daha da güçlendirebileceği konusu yavaşta olsa fark edilmeye başlanmıştır.

İyi tasarlanmış yaşayan yeşil duvarlar, binaların dış cephe dışında doğayla bütünleşmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.  Farklı renk ve yeşil dokuların her mevsim varlığını sürdürmesi binaların kirli görünümlerini doğayla buluşturmak adına önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Dikey bahçeler oksijen kaynağı olamanın dışında bize daha bir çok avantaj sunmaktadır.

Yalıtım Maliyetlerine Etkisi?

Binalarda kullanılan cephe malzemeleri zamanla değişken sıcaklıklardan ve yağmur sularından olumsuz etkilenir. Malzemelerin bozulması, çatlaması ve işlevlerini yitirmesi bina bakım maliyetlerine hep olumsuz etkiler. Bu kapsamda yeşil duvarların veya yeşil çatı sistemlerinin sunduğu imkanlar sayesinde bir çok avantajdan yararlanabiliriz. Yeşil duvar sistemleri dış cephe çatı ve duvarlarındaki sıcaklık dalganlanmalarını, UV ışınlarının zararlı etkilerini ve şiddetli yağmur sularının yalıtımlarda oluşturduğu tahribatları engelleyerek binaların korunmasına önemli katkılar sağlar.

Enerji Maliyetlerine Etkisi?

Kenstel betonarme alanların bir diğer yan etkisi de kırsal alanlara göre daha fazla ısı adaları oluşturmasıdır. Yaz ve kış aylarında artan enerji talepleri hava kirliliğini ve emisyonların artmasına sebep olmaktadır.

Dış mekan cephe ve çatı uygulamalarında bulunan tuğla ve beton vb. malzemeler güneşten gelen ışınları bünyesine depolayarak sıcaklık düzeylerini artırır. Yaşayan yeşil duvarlarda bulunan bitki yüzeyleri ise güneş enerjisini depolamaz. Doğrudan gelen güneş ışınlarını yansıtarak evapotranspirasyon adı verilen süreçle ortamdaki havayı serinletmeye yardımcı olur. Bu sayede ısı adaları oluşmasını aza indirger.

Kış aylarında ise binayı izole eden bitki panelleri sayesinde bina dış cephe yalıtımına katkı sağlayarak ısınma için harcanan enerji maliyetlerini düşürür.

Gürültü Düzeylerine Etkisi?

Kuzey Amerika ve Avrupa’da otoyol ve ve diğer gürültülü yollarda bulunan gürültü seviyesini azaltmak için ses yalıtım panelleri kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki gürültü kirliliğini azaltmak için yeşil duvar sistemleri daha elverişli sonuçlar ortaya koymaktadır. Yeşil duvar sistemlerinde bulunan bitkiler vejetasyon olarak doğal olarak yüksek frekanslı ses düzeylerini engellerken aynı zamanda düşük frekanslı gürültünün de azalmasına katkılar sağlamaktadır.

Prestijli Yapıların Desteklenmesi

ABD’de bulunan Yeşil Bina Konseyi, binaların tasarımı, yapımı ve işleyişini değiştirmek için uluslararası kabul görmüş bir yeşil bina sertifikasyon sistemi olan LEED (Enerji ve Çevre Tasarımı Alanında Liderlik) programını geliştirdi. Bu programla binalara olumlu bir kimlik kazandırarak gelişmiş bir karbon ayak izi ile çevreye duyarlı yapıların yapılması desteklenmektedir. Ülkemizde de bir kaç kuruluşun LEED sertifikası verdiğini ve çevreye duyarlı sistemleri teşfik ve desteklediğini bilmekteyiz.

Tek fark ise bu sertifikasyon programlarında öne çıkan hususların yalıtım, aydınlatma, enerjinin verimli kullanımı ve yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanılması konularına odaklanmış olmasıdır. Adı gibi yeşil bina sayılabilecek neredeyse hiç bir yapı projesi bulunmamaktadır.

Yeşil duvar sistemlerinin iç ve dış mekanda kullanılması, şirketlerin sürdürülebilir ve çevre dostu çözümlere olan bağlılıklarını göstermelerine yardımcı olabileceğini ve LEED puanlarını güvence altına alabileceğini düşünmekteyiz. Bu kapsama bitkilendirmenin enerji ihtiyaçlarını azaltması ve ekolojik dengeye olan büyük katkısını ekleyebiliriz.

Örnek olarak; Avrupa’nın bir çok ülkesinde yeşil çatı sistemleri devlet tarafından desteklenmesini gösterebiliriz. Bunun sebebi çatılarda bulunan bitkilendirmenin çatı yalıtımlarına olan katkılarının yanısıra yağmur sularını büyük bir oranda depoladığı gerçeğidir. Bu sayede şehir şebekesine gönderilen atık su miktarının azaltılmasında önemli katkılar sağlanmaktadır.

Bir başka yöntem ise; yağmur sularının depolanarak binalarda tekrar kulanıma sunulması düşük su tüketimini destekleyeceği gibi yeşil duvar sistemlerinin gereksinim duyduğu besini de direk doğadan karşılayabileceği avantajını sağlamaktadır. Bu denkleme güneş panellerinde üretilen enerjinin sulama ve otomasyon sistemlerinde de kullanılmasını eklersek ortaya gerçek anlamda bir Yeşil Bina algısı çıkacaktır.

Sonuç olarak;  insan odaklı bir anlayış için, bitki dekorasyon uygulamalarının her kapsamda önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Dış mekan uygulamaları kadar iç mekanlara doğayı taşıma fikrinin; çalışanlara keyifli ve verimli bir iş ortamı sağlayacağını, motivasyon düzeylerini artırarak huzurlu bir ortam içinde çalışma avantajı sunacağını düşünmekteyiz. Bu ortamı sağlayan şirketlerin konu hakkında gerçekten samimi olduklarını göstermeleri açısından önemli bir fırsata sahip olduklarını da ayrıca  ifade etmek isteriz.  

Doğa’nın tüm renkleri sizinle olsun…



2018 © Tüm hakları saklıdır. | GARDEN DESIGN Yazılım ve Uygulama : INTEKART